Birçok genç için günlük yaşam artık birden fazla ekranın önünde geçiyor. Ödevler dizüstü bilgisayarlarda tamamlanıyor, arkadaşlıklar sosyal medya aracılığıyla sürdürülüyor ve dinlenmek genellikle kaydırma, akış veya oyun oynamak anlamına geliyor. Yeni araştırmalar, bu çoklu ekran kullanımının bağımlılık haline gelmesi durumunda, ergenlerin zihinsel sağlığını sessizce tehdit edebileceğini öne sürüyor. Bu bulgular BMC Psychology dergisinde yayımlandı.
14–19 yaş aralığındaki 309 lise öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışmada, çoklu ekran bağımlılığının depresyon, anksiyete ve stres seviyeleriyle önemli ölçüde ilişkili olduğu bulunmuştur. Araştırma, sadece ekran süresini değil, aşırı dijital kullanımın duygusal sıkıntıyla neden ilişkili olabileceğini açıklayabilecek psikolojik süreçleri de incelemiştir.
Katılımcılar, çoklu ekran bağımlılığı, psikolojik hassasiyet, psikolojik esneklik ve depresyon, anksiyete ve stres belirtileri ile ilgili belirlenmiş ölçümleri tamamladılar. Örneklemdeki gençler, günde ortalama dört saatten fazla telefon kullanımı bildirmiştir; bunun yanı sıra tabletler, bilgisayarlar ve televizyonlarda da ek süre harcamışlardır.
Sonuçlar net bir desen gösterdi. Çoklu ekran bağımlılığı daha yüksek olan ergenlerin, depresyon, anksiyete ve stres belirtileri bildirme olasılıkları daha yüksekti. Bu durum, gençlerde ekran bağımlılığı ve zihinsel sağlık üzerindeki etkileri konusunda daha geniş endişeleri yansıtıyor; uyku bozukluğu, zorlayıcı davranışlar ve kontrol kaybı gibi sorunları içeriyor.
Ancak, en dikkat çekici bulgu, bu ilişkinin nasıl işlediğiydi. Araştırmacılar psikolojik esneklik ve psikolojik hassasiyeti birlikte incelediklerinde, her ikisinin de ekran bağımlılığı ile zihinsel sağlık sonuçları arasındaki bağlantıyı tamamen aracılık ettiğini buldular. Basitçe ifade etmek gerekirse, aşırı ekran kullanımı, psikolojik esnekliğin azalması ve psikolojik hassasiyetin artması ile ilişkili olduğu için sıkıntıyı artırıyordu.
Psikolojik esneklik, kişisel değerlerle uyumlu düşünceleri ve davranışları stres anlarında bile uyarlama yeteneğini ifade eder. Esneklik konusunda zorluk çeken gençler, duyguları düzenlemekte, aksiliklerle başa çıkmakta veya faydasız kalıplardan uzaklaşmakta zorlanabilirler. Aksine, psikolojik hassasiyet, olumsuz deneyimleri sabit, kişisel ve kalıcı olarak yorumlama eğilimini içerir; bu da umutsuzluk veya değersizlik duygularını artırabilir.
Çalışma, daha yüksek çoklu ekran bağımlılığının daha düşük psikolojik esneklik ve daha yüksek hassasiyet ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Buna karşılık, hassasiyet, depresyon, anksiyete ve stres ile olumlu bir şekilde ilişkilendirilirken, esneklik bu belirtilerle olumsuz bir ilişkiye sahipti. Bu iki faktör dikkate alındığında, ekran bağımlılığı ile zihinsel sağlık sorunları arasındaki doğrudan bağlantı istatistiksel olarak anlamlı olmaktan çıkmıştır.
Bu, ağır dijital cihaz kullanımının neden olduğu duygusal zararın yalnızca ekran maruziyetine bağlı olmayabileceğini öne sürüyor. Bunun yerine, gençlerin deneyimlerini nasıl yorumladığı ve yönettiği ile ilgili olabilir. Zaten psikolojik olarak hassas olan veya esnek başa çıkma becerileri eksik olan gençler, ekran kullanımının aşırı hale geldiği durumlarda özellikle risk altında olabilirler.
Bu bulgular, sosyal medya bağımlılığı ve ergen zihinsel sağlığı konusundaki kamu tartışmalarına derinlik katıyor. Dijital cihazlar bağlantı, bilgi ve eğlence sunabilir. Ancak, kullanım zorlayıcı hale geldiğinde ve uyku, çevrimdışı ilişkiler veya akademik katılımı yerinden ettiğinde, psikolojik maliyetler birikmeye başlayabilir.
Önemli olarak, araştırmacılar okullar ve zihinsel sağlık hizmetleri için pratik sonuçları vurguluyor. Psikolojik esnekliği güçlendiren müdahaleler, kabul ve taahhüt terapisi gibi yaklaşımlar, ekran bağımlılığına bağlı depresyon ve anksiyeteyi azaltmaya yardımcı olabilir. Aynı zamanda, psikolojik hassasiyetin tanınması ve ele alınması, erken önleme stratejilerinin bir parçasını oluşturabilir.
Çalışma kesitsel bir araştırmadır, bu nedenle neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamaz. Yine de, ergenlikte dijital iyi olmanın, temel duygusal becerilerle yakından ilişkili olduğunu gösteren kanıtlar sunmaktadır. Akıllı telefonlar ve çevrimiçi platformlar gençlerin yaşamında yer almaya devam ederken, dikkatlerin sadece saatleri saymaktan, gençlerin çevrimiçi olarak karşılaştıkları durumlarla nasıl başa çıktıklarını anlamaya kaydırılması gerekebilir.
Yorumlar
(9 Yorum)