Pozitif geri bildirim, arkadaşlık veya küçük zaferlere kayıtsız görünen ergenler, hayat sürekli stresli hale geldiğinde depresyona daha yatkın olabilirler. Yeni araştırmalar, bazı gençlerin baskı altında depresif belirtiler geliştirmesinin nedenini, diğerlerinin ise benzer düzeyde kronik stresle karşılaşsalar bile dayanıklı kalmasının nedenini aydınlatıyor.

Son on yılda ergenlerde depresyon oranları keskin bir şekilde artmış olup, Covid pandemisi sırasında ve sonrasında daha fazla artış bildirilmiştir. Stresle karşılaşmanın iyi bilinen bir risk faktörü olmasına rağmen, aile çatışması, akademik baskı veya sosyal zorluklar yaşayan her ergen depresyon geliştirmiyor.

Yeni çalışma, Journal of Affective Disorders dergisinde yayınlandı ve ergenlerin beyinlerinin ödüllere nasıl yanıt verdiğindeki farklılıkların bu farkı açıklayıp açıklayamayacağını inceledi. Araştırmacılar, 14-17 yaşları arasında, mevcut depresyonu olan ve annelerinde depresyon öyküsü bulunan gençleri de içeren 165 ergeni işe aldı.

Katılımcılar, beyin aktiviteleri elektroensefalografi ile kaydedilirken iki bilgisayar tabanlı görev tamamladılar. Bir görev, küçük parasal kazançlar ve kayıplar içeren tahmin oyunlarıydı. Diğer görev ise, ergenlerin diğer gençler tarafından kabul edilip edilmediğini düşündüğü akran etkileşimlerini simüle etti.

Ekip, pozitif geri bildirime beyin yanıtını yansıtan iyi bilinen bir beyin sinyali olan ödül pozitifliğine odaklandı. Zayıf bir yanıt, daha önce depresyon ile ilişkilendirilmişti, özellikle parasal ödüller kullanan çalışmalarda.

Ergenler ayrıca, son altı ayda okul, arkadaşlık, romantik ilişkiler ve aile hayatı ile ilgili baskıları değerlendiren detaylı bir mülakata tabi tutuldu. Ardından, son dönem depresif belirtilerini bildirdiler.

Sonuçlar net bir desen gösterdi. Kronik stres, daha yüksek depresif belirtilerle güçlü bir şekilde ilişkilendirildi. Ancak bu bağlantı, ödüle daha az yanıt veren ergenlerde önemli ölçüde daha güçlüydü.

Bu etki, hem parasal ödüller hem de sosyal kabul için gözlemlendi. Diğer bir deyişle, para kazanma veya akranlar tarafından kabul edilme durumunda beyin yanıtı zayıf olan ergenler, devam eden stres yaşadıklarında depresif belirtiler bildirme olasılığı daha yüksekti.

Her iki tür ödül işleme birlikte analiz edildiğinde, sosyal ödül duyarlılığı özellikle önemli görünüyordu. Kronik stres ile akran kabulüne azalmış beyin yanıtı arasındaki etkileşim, parasal ödül yanıtları hesaba katıldıktan sonra bile önemli kalmaya devam etti.

Bu bulgular, akran ilişkileri ve sosyal onayın daha merkezi hale geldiği ergenlik döneminde özellikle önemlidir. Eğer bir genç, olumlu sosyal geri bildirimden daha az duygusal fayda sağlıyorsa, günlük yaşamlarında stresin etkilerini dengelemekte zorlanabilir.

Önemli olan, bu çalışmanın azalmış ödül yanıtının depresyona neden olduğunu kanıtlamadığıdır. Kronik stresin beyin ödül sistemini zayıflatması veya düşük ödül duyarlılığının önceden var olan bir zayıflık olarak işlev görmesi mümkündür. Etki yönünü netleştirmek için uzunlamasına araştırmalara ihtiyaç vardır.

Yine de, bu çalışma, ergenlerde depresyonun çevresel stres ile bireysel nörobiyolojik farklılıklar arasındaki etkileşimle şekillendiği fikrine ağırlık katıyor. Ayrıca, yalnızca akademik baskı veya aile zorluklarına odaklanmanın, resmin kritik bir parçasını kaçırabileceğini öne sürüyor.

Gençlerin hem parasal hem de sosyal ödülleri nasıl işlediğini anlamak, kaygı ve depresyon riski taşıyanların erken tanısını geliştirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, özellikle sosyal bağlamlarda olumlu deneyimlerle etkileşimi güçlendirmeye yönelik psikolojik müdahaleleri bilgilendirebilir.

Kronik stres altında düşük sosyal ödül duyarlılığına sahip ergenlerin depresyon geliştirme olasılığı daha yüksek olabilir.