Özet: Artan sayıda insan, romantik bir ilişki içinde olmadıkları bir partnerle çocuk yetiştirmeyi tercih ediyor. Araştırmalar, çocukların refahı için en önemli faktörün, ebeveynlerin romantik bir ilişki içinde olup olmaması değil, eş ebeveynlik ittifakının kalitesi, evin istikrarı ve bakım verenler arasındaki karşılıklı destek düzeyi olduğunu gösteriyor. Platonik eş ebeveynlik, romantizmin ebeveynlikten önce gelmesi gerektiği varsayımını sorguluyor ve ailelerin nasıl kurulduğu ve anlaşıldığı konusunda daha geniş bir değişimi yansıtıyor.




Ebeveynliğin bir aşk hikayesi ile başlaması gerektiği fikri sessizce yeniden yazılıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika'da, güvenip saygı duydukları ancak romantik bir ilişki içinde olmadıkları biriyle çocuk yetiştirmeyi tercih eden bireylerin sayısı artıyor. Platonik eş ebeveynlik olarak bilinen bu düzenleme, bir çift olmadan ebeveynlik sorumluluklarını paylaşmayı kabul eden iki veya daha fazla yetişkinden oluşuyor.

Bu tercihin arkasındaki motivasyonlar çeşitlilik gösteriyor. Bazıları, ebeveyn olmaya hazır hisseden ancak romantik bir partner bulamayan bekar profesyoneller. Diğerleri, çocuklarıyla biyolojik bir bağ kurmak isteyen aynı cins bireyler. Birçok durumda, karar, romantik ilişkilerin getirebileceği duygusal dalgalanmalardan ziyade istikrar ve ortak sorumluluk isteğiyle yönlendiriliyor.

CoParents.com gibi platformlar, bu tür bir düzenleme arayan insanları bir araya getirmek için ortaya çıktı. Bu hizmetler, potansiyel ebeveynlerin, romantik uyumluluk yerine ortak değerler, ebeveynlik felsefesi ve yaşam tarzı beklentilerine dayalı olarak uyumlu bir partner bulmalarına olanak tanıyor. Platform şu anda ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya ve Avustralya dahil olmak üzere birçok ülkede kullanıcılarına hizmet veriyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında, bu kavram ilk başta göründüğü kadar radikal değil. Aile psikolojisi alanında yapılan on yıllar süren araştırmalar, eş ebeveynlik ilişkisinin (yani yetişkinlerin ebeveynlik rollerinde birbirlerini nasıl koordine ettikleri ve destekledikleri) çocuk uyumu üzerindeki en güçlü belirleyicilerden biri olduğunu sürekli olarak göstermiştir. Clinical Child and Family Psychology Review'de yayımlanan bir çalışma, eş ebeveynlik ittifakının gücünün, ebeveynlerin refahı ve çocuklar için olumlu sonuçlarla bağlantılı olduğunu bulmuştur; bu, ebeveynlerin romantik durumuna bakılmaksızın geçerlidir.

ABD'deki en büyük uzunlamasına araştırma projelerinden biri olan Fragile Families and Child Wellbeing Study, işbirlikçi eş ebeveynliğin erken çocuklukta çocuklardaki davranış sorunlarıyla ilişkili olduğunu defalarca bulmuştur. Önemli olan, bu faydaların yalnızca geleneksel evli hanelerde değil, geniş bir aile yapılandırması yelpazesinde gözlemlenmiş olmasıdır.

Önemli olan, yetişkinlerin aynı yatakta yatıp yatmadığı değil, çocuklarını yetiştirmede tutarlı, saygılı ve iletişimsel bir yaklaşımı paylaşmalarıdır. Ebeveynler arasındaki çatışma, romantik olsun ya da olmasın, çocuklara zarar verme eğilimindedir. Romantik gerilim eksikliği, bazı durumlarda, çocuk gelişimini olumsuz etkileyen yüksek çatışma bozulmalarının riskini azaltabilir.

Bu düzenlemenin kendine özgü psikolojik zorlukları vardır. Eş ebeveynler, sınırlar, karar verme yetkisi ve bir ebeveynin dinamiği değiştirebilecek yeni bir romantik ilişkiye girmesi olasılığı gibi soruları aşmak zorundadır. Bu karmaşıklıkları gerilim kaynakları haline gelmeden yönetmek için açık iletişim ve çoğu durumda resmi anlaşmalar veya arabuluculuk önerilmektedir.

Sosyal damgalama da bir faktör olmaya devam ediyor. Platonik eş ebeveynler, nükleer aileyi varsayılan ideal olarak gören aile, arkadaşlar ve kurumlar tarafından şüpheyle karşılaşabilir. Bu dış baskı, psikolojik bir yük ekleyebilir ve akran desteği ile aile odaklı danışmanlık erişimi, bu aileler için önemli kaynaklar haline gelir.

Tüm bu zorluklara rağmen, bu eğilim, kasıtlı aile oluşumuna doğru daha geniş bir kültürel kaymayı yansıtıyor. Ebeveynliği şansa bırakmak veya yalnızca romantizmle ilişkilendirmek yerine, insanlar çocuklarıyla kimin birlikte büyüyeceği ve neden bu kararı verdikleri konusunda bilinçli seçimler yapıyorlar. Bu düzeyde bir planlama ve öngörü, çocuklar için koruyucu bir faktör olabilir; çünkü çocuklar, istikrarlı bir ortama istenerek ve karşılanarak fayda sağlarlar.

Aile yapıları çeşitlenmeye devam ederken, psikolojinin de bu değişime ayak uydurması gerekecek. Planlı platonik eş ebeveynlik düzenlemeleri üzerine daha fazla araştırma, klinik uzmanlar ve politika yapıcıların bu aileleri daha iyi desteklemelerine yardımcı olacaktır. Ancak mevcut kanıtlar, ebeveynler ve çocuklar arasındaki sevginin, ebeveynlerin kendileri arasında romantizm gerektirmediğini zaten önermektedir.