İnsanların her gün tükettikleri gıdalar, zihinsel sağlıklarını düşündüklerinden daha fazla şekillendirebilir. Yeni araştırmalar, yüksek şekerli diyetlerin farklı yaş grupları ve ülkelerde sürekli olarak daha yüksek anksiyete ve depresyon seviyeleri ile bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bulgular Obezite İncelemeleri dergisinde yayımlandı.
Bulgular, dünya genelindeki çocuklar, gençler ve yetişkinlerden elde edilen kanıtları inceleyen büyük bir sistematik incelemeden gelmektedir. İnceleme, tek bir nüfus veya yaşam tarzına odaklanmak yerine, şeker tüketiminin daha kötü zihinsel sağlık sonuçları ile ilişkili olup olmadığını anlamak için birçok çalışmanın sonuçlarını bir araya getirmiştir.
Kanıtlar arasında, düzenli olarak büyük miktarlarda şeker tüketen kişilerin depresyon, anksiyete veya her ikisinin de belirtilerini bildirme olasılığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu desen, okul çağındaki çocuklar, ergenler, çalışma çağındaki yetişkinler ve yaşlı nüfuslarda ortaya çıkmış, bu da ilişkinin yaşamın tek bir aşırı ile sınırlı olmadığını göstermektedir.
Şeker alımı en çok gazlı içecekler, tatlandırılmış çaylar, meyve aromalı içecekler ve enerji içecekleri gibi şekerli içecekler aracılığıyla ölçülmüştür. Bu ürünler yaygın olarak tüketilmekte ve özellikle gençlere yönelik olarak agresif bir şekilde pazarlanmaktadır. İncelenen birçok çalışma, sık tüketimin zamanla daha kötü ruh hali, duygusal sıkıntı veya psikolojik belirtiler ile bağlantılı olduğunu bulmuştur.
Ergenler özellikle savunmasız görünmektedir. Birçok büyük çalışma, her gün şekerli içecek tüketen ergenlerin, daha az tüketen akranlarına kıyasla depresif belirtiler yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Bazı araştırmalar ayrıca daha yüksek şeker alımını huzursuzluk ve sürekli endişe gibi anksiyete belirtileri ile de ilişkilendirmiştir.
Yetişkinler arasında benzer eğilimler ortaya çıkmıştır. Yıllar boyunca insanları takip eden uzun vadeli çalışmalar, daha yüksek şeker tüketimi olanların daha sonra depresif belirtiler geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu bulmuştur. Her çalışma aynı güçte bir ilişki göstermese de, kanıtların genel yönü tutarlı bir ilişkiyi işaret etmektedir.
Araştırmacılar, bulguların şekerin doğrudan anksiyete veya depresyona neden olduğunu kanıtlamadığını vurgulamaktadır. Zihinsel sağlık, stres, uyku, fiziksel aktivite ve sosyal koşullar gibi birçok faktörden etkilenmektedir. Ancak, şeker alımı, diğer baskılarla birlikte daha kötü zihinsel iyi olma haline katkıda bulunabilecek değiştirilebilir bir risk faktörü olarak görünmektedir.
Bağlantıyı açıklayabilecek birkaç biyolojik açıklama vardır. Yüksek şeker tüketimi, kan şekeri düzenlemesini, iltihaplanmayı ve stres hormonlarını etkileyebilir; bunların hepsi ruh hali düzenlemesinde rol oynamaktadır. Şekerli yiyecekler ve içecekler, stres anlarında başa çıkma yanıtı olarak da kullanılabilir ve zamanla sağlıksız kalıpları pekiştirebilir.
Önemli olarak, inceleme ayrıca meyveler gibi bütün gıdalar açısından zengin diyetlerin genellikle daha iyi zihinsel sağlık sonuçları ile ilişkili olduğunu belirtmiştir. Bu, genel diyet kalitesinin önemli olduğunu, yalnızca bireysel besin maddelerinin değil, dikkate alınması gerektiğini önermektedir.
Halk sağlığı uzmanları, bulguların şeker alımını azaltma konusundaki mevcut tavsiyeleri desteklediğini söylemektedir. Daha net gıda etiketleme, şekerli içeceklerin pazarlamasında sınırlamalar ve şeker vergileri gibi politikalar, yalnızca fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda toplumsal düzeyde zihinsel sağlığı da destekleyebilir.
Yorumlar
(0 Yorum)