İki dilli bireyler, yeni yapılan bir araştırmaya göre, ikinci dillerini kullanırken ana dillerine kıyasla daha az yaratıcı oluyorlar.
Türkçe-İngilizce iki dilli üniversite öğrencilerini inceleyen bu çalışma, Bilingualism: Language and Cognition dergisinde yayımlandı ve görevlerin Türkçe, yani birinci dilde tamamlandığında yaratıcı performansta tutarlı avantajlar bulundu.
Araştırmacılar, katılımcılardan iki yaygın yaratıcılık değerlendirmesini tamamlamalarını istedi: Alternatif Kullanımlar Görevi, katılımcılardan günlük nesneler için mümkün olduğunca çok alışılmadık kullanım üretmelerini isteyen bir saplantılı düşünme ölçümüdür ve Uzak İlişkiler Testi, üç alakasız kelime sunarak tek bir bağlayıcı kelime gerektiren bir birleşik düşünme ölçümüdür. Katılımcılar Türkçe çalışırken daha fazla fikir üretti, daha özgün yanıtlar verdi ve bağlantıları tanımlama konusunda daha başarılı oldu.
Bu araştırma, Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ndeki Dil ve Biliş Laboratuvarı'nda Dr. Gyulten Hyusein'in doktora tezinin bir parçasını oluşturuyor ve Profesör Dr. Tilbe Göksun ile işbirliği içinde gerçekleştirildi.
Yaratıcılığın diller arasında neden farklılık gösterdiğini araştırmak için, araştırmacılar zihinsel imgeleri inceledi. Her görevden sonra, katılımcılar problem çözerken deneyimledikleri zihinsel resimlerin canlılığını değerlendirdi.
Türkçe'de imgeler önemli ölçüde daha zengin ve netti. Her iki dilde de daha büyük canlılık, daha iyi saplantılı düşünme performansını güçlü bir şekilde öngördü. Bu, canlı zihinsel imgeler oluşturma yeteneğinin yaratıcı fikir üretimini desteklediğini ve ana dilin daha güçlü bir görselleştirmeyi kolaylaştırdığını gösteriyor.
Ancak, birleşik düşünme için, daha yüksek jest oranları ve canlı imgelerin her iki dilde de daha düşük puanları öngördüğü, zengin görsel işlemenin bazen tek bir doğru cevaba daralmayı engelleyebileceğini öne sürüyor.
Türkçe dilinde spontane temsilci jestler, saplantılı düşünme görevlerinde daha iyi fikir üretimi ile olumlu bir şekilde ilişkilendirildi. İngilizce'de, jest yapmanın performansla olumsuz bir ilişkisi vardı.
Araştırmacılar, ikinci bir dilde jestlerin, sözel zorlukları telafi etmek için kullanılabileceğini, yeni fikirler teşvik etmek yerine bu şekilde işlev görebileceğini öne sürüyor.
Kendi değerlendirmelerine göre İngilizce yeterliliği, İngilizce'deki daha zengin zihinsel imgelerle ilişkilendirilmedi veya yaratıcılık farklılıklarını tam olarak açıklamadı. Bu, akıcılığın tek başına farkı ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Bunun yerine, ana dile bağlı duygusal ve duyusal çağrışımlar gibi daha derin faktörlerin yaratıcı bilişi şekillendirebileceği öne sürülüyor.
Çalışma, Türkçe-İngilizce iki dilli bireylerin her iki dilde de sözlü görevleri tamamlamasını ve imgelerin canlılığını bildirmesini içeriyordu. Yabancı dillerde azalmış zihinsel imgeleri gösteren önceki araştırmalara dayanıyor ve jestlerin analizi ile saplantılı ve birleşik düşünme süreçleri arasında ayrım yapıyor.
Bulgular, dilin sadece fikirlerin nasıl ifade edildiğini değil, aynı zamanda nasıl üretildiğini de etkilediğini öne sürüyor. İki dillilik, geliştirilmiş yürütücü işlev gibi bilişsel faydalarla ilişkilendirilse de, sonuçlar dil bağlamına bağlı olarak yaratıcı performansta potansiyel bir denge kaybını gösteriyor.
Sonuçlar, eğitim ve profesyonel ortamlara uzanabilir. Beyin fırtınası için ana dilin kullanımını teşvik etmek veya ikinci dilde azalmış imgelerin canlılığını tanımak, bu etkileri hafifletmeye yardımcı olabilir.
Çalışma, Cambridge University Press tarafından 2025 yılında çevrimiçi olarak yayımlandı.
Yorumlar
(2 Yorum)