Penis kanseri teşhisi konulan erkekler için hayatta kalmak genellikle hikayenin sadece bir parçasıdır. Tedavi sona erdikten uzun süre sonra, birçok kişi cinsel işlev, yakınlık ve öz imajda kalıcı değişikliklerle karşılaşır ve bu konular genellikle açıkça tartışılmaz. Bu bulgular, Uluslararası İmpotans Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan büyük bir uluslararası araştırma incelemesinde yer almaktadır.
Gelişmiş ülkelerde nadir görülen bu durum, ağır bir kişisel yük taşımaktadır. Utanç, damgalama ve farkındalık eksikliği genellikle teşhisi geciktirir; bu da erkeklerin tedavi başlamadan önce fiziksel ve duygusal olarak mücadele etmesine neden olabilir. Son inceleme, farklı tedavi yöntemlerinin kanser sonrası cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair on yıllara dayanan kanıtları bir araya getirmektedir.
Ameliyat, penis kanserinin ana tedavi yöntemi olmaya devam etmektedir ve bu, penisin büyük bir kısmını koruyan işlemlerden, tamamını ya da bir kısmını çıkaran daha radikal operasyonlara kadar değişiklik göstermektedir. İnceleme, bu seçimlerin cinsel sonuçlar üzerinde büyük bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Organ koruyucu cerrahi geçiren erkeklerin, daha kapsamlı cerrahi geçirenlere göre genellikle erektil işlev, cinsel his ve özgüveni koruma olasılıkları daha yüksektir.
Onlarca çalışmada, organ koruyucu tekniklerle tedavi edilen birçok erkek, birkaç ay içinde cinsel aktiviteye geri dönebilmiştir. Bazı durumlarda, cinsel tatmin ameliyattan sonra bile artmıştır; bunun kısmen, kanserin kendisinden kaynaklanan ağrı, kanama veya kaygının ortadan kalkmış olmasından kaynaklandığı görülmüştür. His ve görünüm genellikle kabul edilebilir olarak rapor edilmiştir, ancak deneyimler bireyler arasında farklılık göstermektedir.
Daha invaziv işlemler, örneğin penisin kısmi veya tam olarak çıkarılması, çok daha büyük bir bozulma ile ilişkilendirilmiştir. Kısmi çıkarma sonrasında bazı erkekler hala ereksiyon veya orgazm elde edebilse de, cinsel sıklık genellikle azalmıştır. Vücut değişiklikleri hakkında duyulan utanç, azalmış penis uzunluğu ve reddedilme korkusu, yakınlığı sınırlamada önemli bir rol oynamıştır.
Toplam çıkarma, en derin etkiye sahip olmuştur. Çoğu erkek, cinsel isteğin devam etmesine rağmen sonrasında cinsel aktivite olmadığını bildirmiştir. Yakın ilişkiler bazen devam etse de, cinsel tatmin sıklıkla düşük kalmış ve bağlantıyı sürdürmek için alternatif yakınlık biçimlerine ihtiyaç duyulmuştur.
İnceleme ayrıca cinsel sağlığın nasıl değerlendirildiğine dair boşlukları vurgulamaktadır. Çoğu çalışma, esas olarak erektil işlev üzerine odaklanan anketlere dayanmakta ve dokunma, yakınlık, beden imajı veya partner ilişkileri gibi konuları tam olarak yansıtmamaktadır. Cinsel refahı daha geniş bir anlamda inceleyen çok az çalışma bulunmaktadır, oysa bu, yaşam kalitesi açısından açıkça önemlidir.
Ameliyatın ötesinde, kemoterapi, radyoterapi veya lenf nodu cerrahisinin penis kanserinde cinsel sağlık üzerindeki etkilerine dair şaşırtıcı derecede az doğrudan kanıt bulunmaktadır. Yorgunluk, şişlik, ağrı ve hareketlilik sorunları gibi dolaylı etkilerin yakınlığı etkileyebileceği düşünülmektedir, ancak bu yönler yeterince incelenmemiştir.
Araştırmacılar ayrıca yaş ve beklentilerin de önemli olduğunu belirtmektedir. Birçok yaşlı erkek için, cinsel ilişki yerine yakınlık ve duygusal bağ daha önemli hale gelebilir. Mevcut değerlendirme araçları genellikle bu gerçeği yansıtmakta yetersiz kalmakta ve iyileşmenin eksik bir resmini sunmaktadır.
Yorumlar
(0 Yorum)